|
|
 |
Yalan Aşklar |
|
Yalan sevgiler gördüm
İhanetler.
Sahte sözler,
Acılar gördüm
Sevgi adına….
Leyla ile Mecnun görse,
Kahrından bir kez daha ölürdü.
Sevgi, her şey gibi kolay tüketildi
Bu yüzyılda…
Boşuna bu aşk şarkıları
Yalan, bu kadar aşk adına
Yazılan şiirler,
Yalan aşklar
Yalan hayatlar
Yalandan yaşamaya mahkûm olmuşuz
Suçumuz sahte kişiliklerimiz… |
|
|
**Sabır Ver Allahım **
Önce vatan dediler,gayrisini sildiler
Vatanı candan da aziz bildiler
Albayrağa sarılıp da geldiler
Sabır ver Allahım,sabır ver bize.
Sayılı gün bitmişti tezkere yakın
Çıktılar dağlara,başladı akın
Kahramanca savaştılar, üzülme sakın
Sabır ver Allahım,sabır ver bize.
Siper edip göğsünü,dilemediler aman
İsmailden sonra şimdi de ramazan
Peşlerinden geldi,uzmançavuş kahraman
Sabır ver Allahım,sabır ver bize.
Bugün güneşte başka türlü batıyor
Göz yaşları sele dönmüş akıyor
Beyoğluna düşen ateş,maraşıda yakıyor
Sabır ver Allahım,sabır ver bize.
Uçan kuştan bile,hile sezenmiş
On yaşında şehit ismaile özenmiş
Aynı yerde şehedete bezenmiş
Sabır ver Allahım,sabır ver bize.
Akşama doğru bir haber duyuldu
Dediler; Mesut Kahraman da vuruldu
Şehidler kervanı,yola koyuldu
Sabır ver Allahım,sabır ver bize.
Rabbine yürüyor,Şüheda kervanı
En güzel gecedir o vuslat anı
Seve seve verdiler,tendeki canı
Sabır ver Allahım,sabır ver bize.
Şehadeti bir kere almışlar göze
Ne şiire sığarlar,ne destana, ne söze
Söz gemez içimde küllenen köze
Sabır ver Allahım, sabır ver bize.
Geçit vermez dağları ilerleyerek
Vatan! Namus! ve Albayrak diyerk
Gittiler şehadet gömleğini giyerek
Sabır ver Allahım,sabır ver bize.
Ahmedim yüreğim oluyor talan
İnsan gerçek ama şu dünya yalan
Şimdi bizler olduk arkada kalan
Sabır ver Allahım sabır ver bize.
23.05.2005
Ahmet Dut BEYOĞLU KASABASI
|
Anam |
|
Sevgilerin en yücesi Resul aşkından sonra
Nedense anlaşılmaz kadri kaybetmedikten sonra
Ödenmez hakkını edaya gelmedi sıra
Kıymetini bilemedim ana.
Ayağının altındaymış cennet ben bilemedim
Af olası isyanı defterden silemedim
Seninle ağlayıp seninle gülemedim
Kıymetini bilemedim af eyle beni anam.
Şimdi askerim hasretin beni sardı
İnan gözlerim seni aradı
Ayrılığımla buruk gönlüm karardı
Kıymetini bilemedim af eyle beni anam.
Nöbetle hatırladım yalnız gecelerini
Yemekhane anlattı sonsuz becerini
Mıntıkalar gösterdi temizlikte yerini
Kıymetini bilemedim af eyle beni anam.
Silah temizlerken aklıma hep sen geldin
Aylar deyil yıllarca sen beni temizledin
Kıymetini bilemedim af eyle beni anam.
Askerlikte kimse naz çekmez dediler
Bu sözle bana bir ders daha verdiler
Yıllardır hep kahrımı çektin şahittir hep anılar(Ninniler)
Kıymetini bilemedim af eyle beni anam.
BENİM CANIM ANAM |
Babamdan Öğrendim |
|
Hiç ahyahlığı sevmem barut dilbaz olunca
Namert yüzlere gülmem helede şer kokunca
Ateş olur yakarım mazlumlar ağlayınca
Cerih' le bir olmayı ben babamdan öğrendim ! . .
Yere düşmüş birine vurmadım vuramadım
Ezilen harmım olsa keyifle bakamadım
Kalleşlerin yanında kendimi hiç bulmadım
Haine insanlığı ben babamdan öğrendim ! . .
Mızrakımı zayıfa ! haklıya ! çevirmedim
Dallarda çiçek oldum dikenliği sevmedim
Gözlere düşsem ferim siyahları bilmedim
Soğukta sıcaklığı ben babamdan öğrendim ! . .
Kella ahraz olmadım barut dilbaz olunca
İnsanlıktan kaçmadım etraf hain kokunca
Cehennem gibi yandım mazlumlar ağlayınca
İnsana insanlığı ben babamdan öğrendim ! . . |
|
|
Kardeşime |
|
Çıkmaz sokaklarda uğur olurum
Çaresizliğinde umut solurum
Derini soymadan, dertten korurum
Deryalarda hicran bulur yokluğun
Dilerim dostların kalır vefakâr
Sevda derman olur, mahşere kadar
Ümidim; olmazsın sende cefakâr
Deryalarda hicran bulur yokluğun
Tebessüm yüzünden kayıp düşmesin
Boyun büküp güller asla küsmesin
Şansın uzaklara kaçıp yüzmesin
Deryalarda hicran bulur yokluğun
Mutluluk ruhuna essin dolansın
Nakış, nakış canda neşe çoğalsın
Efkâr ile hüzün kara bulansın
Deryalarda hicran bulur yokluğun
Sevgi yüreğinde çağlayıp coşsun
Çile sonsuzluğa uzanıp koşsun
Gönüllerde meltem misali hoşsun
Deryalarda hicran bulur yokluğun |
|
|
Bacım |
|
Sen beni tanımazsın bacım, adımı bilmezsin
ben seni ufku saran yanık sesinden tanırım
bilirim ne yaşam sana güler,ne sen yaşama gülersin
ben seni benimkine benzeyen umutsuzluğundan tanırım.
Yaz günü güneş tarlada yakar kavurur seni
tanırım balta,orak tutmaktan nasırlaşmış elini
düğününde görmesem de üstünde beyaz gelinliğini
ben seni yüreğini saran beyazlıktan tanırım.
Bir gün bir çift öküz parasına satılır umutların
ve bir tavuk parasına dikilir kırmızı duvağın
iki damla gözyaşı dökülür gözlerinden,tutamadığın
ben seni at üstünde dönüp dönüp bakışandan tanırım.
Belki de ilk görüşün gerdek gecesi kocanı
yaşam onun da ardında belirlemiş sıranı
ne kimse anlar seni ne sararlar yaranı
ben seni sofrada değişmeyen yerinden tanırım.
Çocukların olur peş peşe sayısı bilinmez
kocan ekmek kavgasındadır gurbetten gelmez
yediğin her öğün bulgur pilavıyla pekmez
ben seni yüzyıllardır süren ezilmişliğinden tanırım. |
Gurbet |
|
Zalim gurbet yaktı beni,
Çokta özledim annemi,
Kırılmıştı sanki kalbim,
Anlatamadım derdimi.
Akıyordu göz yaşlarım,
Islanmıştı yanaklarım,
Ellerim mi titriyordu?
Donuyordu parmaklarım.
Bütün bunlar hırsımdan mı?
Gurbete kızdığımdan mı?
Yoksa annemin gül gibi,
Yüzüne hasretimden mi?
Sanmam ki bu uzun sürmez,
Gurbette kalan ölmez,
Buna itaat etmeyenin,
Gözyaşları asla dinmez. |
|
|
|
|
|
Gurbetçinin Bayramı |
|
Söylemesi bile güç geliyor insana..
Gözlerin yaşlı gurbetçi, hadi ağlasana,
Bu gün bayram annecim...
Efkar öyle bastı ki, ağlamak geliyor içimden,
Bir nebze yok, eski bayram sevincimden,
Bu bayram sizler yoksunuz anne..
Sizde benim gibi, özlemle dolusunuz..
Koşup nasırlı ellerinizi öpemiyeceğim,
Gözlerim dalıyor enginlere,
Hep sizleri düşüneceğim...
Silik yalancı hayallere,
Eyvallah edip, avunarak ah çekeceğim....
Akranlarım dolaşırken bakma anne,
Boş yere yüreğini yakma anne,
Bu bayram sabret, üzülme anne,
Kardeşim öpsün ,ellerinizi benim yerime...
Geçmişe takılır,gönlüm feryat eder,
Üzülme anam,bu hasretlik biter,
Öyle bir bayram ki anam..
Çok acı bağrımı deler...
Beni uğurlarken gözlerin yaşlıydı,
Ayrılış günleri,geçtikçe küçülür,
Üzüntülü hayalin bir başkaydı ..
Unutma evlatlarda üzülür...
Anne,bugün bana bayram olmayacak,
Bir köşede sıla hayaliyle hep gözlerim dolacak... |
|
Dostlarım var |
|
Oturdum yalnızlığımla,
Düşündüm baş başa,
Seni düşledim
Sonra Annem’i
Fısıltı gibiydi çalan melodi,
Sevgiyi fısıldar gibi...
Sonra ilk kar,
Soğuk,
Ve çingene çocuklar...
Ve sokaklar,
Ve yağmur,
Kavgalar,
Ayrılıklar,
Ve özlem
Ve yalnızlıklar...
Olsun!
Bana yeten, beni seven
Dostlarım var! |
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
(Mümin) kardesinle münakasa etme,
onun hosuna gitmeyecek sakalar
yapma ve ona yerine getirmeyecegin
bir söz verme.
|
|
Insanda bir organ vardir. Eger o
saglikli ise bütün vücut saglikli olur;
eger o bozulursa bütün vücut bozulur.
Dikkat edin! O, kalptir. |
|
Kötümser yanlız tüneli görür,
iyimser tünelin sonundaki ışığı görür,
gerçekçi tünelle birlikte
ışığı ve de gelecek treni görür. |
|
· İçen akıllıysa, aklının parlaklığı
daha da artar, fakat kötü huyluysa
daha beter olur. Ama halkın çoğu
kötü olduğundan, beğenilmez
huylara sahip bulunduğundan,
içki herkese haram edilmiştir.
|
|
|
 |
|
|
|
|